Sızmak Ne Demek Nedir? Ne Demektir?
Sızmak Ne Demek
[1] ince aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak
[2] gizli tutulan haber, sır gibi şeyler duyulmak, yayılmak
[3] düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek
[4] herhangi bir topluluğu, bir örgütü yolundan saptırmak için gizlice arasına girmek
Sızmak Sözlük Anlamı
geçişsiz f. (Eski Türk. sız-mak “erimek, süzülmek”)
1. (Sıvı için çatlak, çizik, gözenek, yara vb. bir yerden) Azar azar süzülüp çıkmak: Suyu sızmış bir kâsedeki gül gibi yavaş yavaş soldu (Yahyâ Kemal). Sol kaşının kenarından yaşlar sızıyordu (Aka Gündüz). Kan, içine sızmış olacak ki entârisi boyanmamış (Refik H. Karay).
2. (Işık, hava, gaz vb. iyi kapanmamış delik, kapı, pencere gibi bir yerden) Çok az miktarda süzülerek girmek veya çıkmak: Mazgallardan sızan hafif bir ziyâ ile aydınlanmış dar merdivenleri üçer üçer atladı (Ömer Seyfeddin).
3. Çok sarhoş olup kendinden geçmek: Bu geceyi içmekle geçirmiş, kim bilir nerelerde düşüp kaldıktan sonra sabahleyin yine içmiş, şimdi sızıyor dedi (Hâlit Z. Uşaklıgil). Ve rakı aradı; körkütük olarak sızmak için (Bekir Büyükarkın). Ne bileyim ben… Gece içmiş içmiş, bir küp dibinde sızmıştır (Mahmut Yesâri).
4. (Haber, sır vb.) Duyulmak, çevreye yayılmak: Haftalar, aylar geçiyor, bu heyete dâir tek bir haber sızmıyordu (Yâkup K. Karaosmanoğlu – Ö.T.S.).
5. asker. Düşman mevzilerine gizlice girmek.
6. (Bir örgüte veya dışa kapalı bir topluluğa) İç yüzlerini anlamak veya yolundan saptırmak maksadı ile gizlice girmek.
7. (Duygu, düşünce vb. için) Yavaş yavaş yayılmak, tesir etmek: Batıda Türkler’e karşı verilen peşin hükümlere rağmen bizim görüşümüz batıya sızmaya başladı (Hâlide E. Adıvar). İşte İbrâhim Efendi’nin ruhça fakir konağı, Hilmi Bey’in mânâca düzenli ve zengin kadrolu evinden sızan alâka ve dostlukla nafakalanmakta bulunuyor… (Sâmiha Ayverdi). Hayâtın bütün bölgelerine sızan bir şeâmet bu (Cemil Meriç).
► Sızmak fiiliyle deyim: Aralarından su sızmıyor (sızmaz).
Sızmak TDK Anlamı
(-den) 1. İnce aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak: Cam kenarlarından sızacak esintiyle hasta olacağından korkar. -S. Birsel. 2. (nsz) Gizli tutulan haber, sır vb. şeyler duyulmak, yayılmak. 3. (-e) Herhangi bir topluluğu, bir örgütü yolundan saptırmak için gizlice arasına girmek. 4. (-e) Gizlice, haber vermeden gitmek, sıvışmak: Bekir, kaşla göz arasında dışarıya sızdı. -A. İlhan. 5. İçki, yorgunluk vb. sebeplerle kendinden geçerek uyuyakalmak: İlacı konyağa döktüm. İki saat sonra Süleyman sızdı. -A. Gündüz. 6. ask. Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek: Dağlık bir hudut bölgesinde çıkan ve karşı topraktan sızan yabancı çetelerin yardımıyla günden güne ciddi bir hâl alan alçak bir isyanın bastırılmasıydı. -R. N. Güntekin.
Sitemizde yer alan diğer kelime ve sözcükler
Sprinter
Sefirlik
Safari
Süreğen
Sosyal Sigorta
Sızlama
Sızmak
Sele Zeytini
Sultan Efendi

